Havamız şuan temiz, peki ya COVID-19 sonrası?

Şubat 2020’den beri insanların günlük ihtiyaçları arasında yer alan maskeler, özellikle Çin ve Hindistan’da yıllardır kullanılıyor. Ancak COVID-19’a kadar olan süreçte maske kullanmaya sebep olan durum hava kirliliğiydi.

COVID-19 ile birlikte hava kalitesine dikkat çekilmiş oldu. Yıllardır bu konu hakkında çalışan bilim insanları, her ne kadar hava kirliliğinin tüm canlılara ve ekosisteme olan etkisini anlatmaya çalışsalar da etkiyi gözle görülür bir şekilde anlatmak konusunda COVID-19 salgını kadar etkili olamadı.

Hava kirliliği azalıyor

Dünyayı etkisi altına alan salgının etkisiyle birlikte gökyüzü artık daha açık. Hava kirliliğinin son 50 yılın en düşük seviyelerine yaklaştığı şu günlerde etkinin daha da büyüyeceği belirtiliyor.

İnsanların corona virüs salgınından korunmak için evde kalması, araç kullanımını büyük oranda düşürdü. İnsanların evde kalması havanın kalitesini iyileştirirken, hava kirliliğin azalmasını sağladı.

Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yapılan çalışmalara göre 2020 yılında karbon salımı yüzde 6 oranında azalacak. Salgın sürecinin de etkisiyle oluşacak bu değer, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ölçümlenecek en düşük karbondioksit seviyesi olarak dikkat çekiyor. Buna karşın, oluşan olumlu tablonun uzun vadeye yayılmayacağı ve iklim değişikliği konusuna herhangi bir yarar sağlamayacağı düşünülüyor.

Dünyanın en kirli havasına sahip olan Çin, geçtiğimiz günlerde uydular aracılığıyla görüntülendi. Hava kirliliği oranı ciddi boyutlarda düşen Çin’in hemen ardından da Avrupa görüntülendi. Özellikle İtalya üzerindeki kirlilik düşüşü dikkat çekici boyutlarda.

Öte yandan uydu görüntülerinde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise Türkiye. Özellikle Akdeniz ve Ege’ye doğru hava kirliliği düşüşü belirgin bir şekilde farkedilirken, Marmara’da da büyük değişim yaşandığı gözlemlenebiliyor.

NASA verileri tarafından üretilen hava haritası, 2019 ve 2020 yılının aynı tarihlerine ait PM2.5 (Ççapı 2.5 µm’den küçük ve genellikle fabrika ve motorlu taşıtlardan salınan partikül maddeler) haritaları, Hindistan’daki hava kirliliğinin bir önceki yıla göre oldukça düşük olduğunu gösterdi.

Nisan 2020’ tarihinde açıklanan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerin hava kalitesi ölçüm istasyonları verilerine göre, hava kirleticisi olan PM10 (apı 10 µm’den küçük, çoğunlukla duman ve toz şeklinde; sanayi tesislerinden,; zirai emisyonlardan ve yollardan kaynaklanan partikül maddeler), Türkiye’de bulunan 29 büyükşehirde yüzde 32 oranında azaldı. İstanbul’daki azot dioksit (NO2) kirliliğinin, mart ayının ikinci yarısında ilk yarısına göre yüzde 36 oranında azaldığını gösterdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından paylaşılan ulaşım verileri ise İstanbul’da toplu taşıma kullanımında ilk kez yüzde 90’ı aşan bir azalma olduğunu gösterdi. Salgın tedbirleri kapsamında vatandaşların evde kalması ile birlikte toplu taşıma, özel araç kullanımı ve endüstriyel proseslerdeki kısıtlama yaşandı. Bu sayede, özellikle İstanbul gibi emisyon salımının yoğun olduğu bir şehirlerde yük azaldı ve şehirler bir nebze de olsa nefes aldı.

‘’Temiz hava kuvvetli akciğerdir.’’

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Hava Kkirliliği ve Sağlık Araştırmaları Uuzmanı Dr. Mary Prunicki, temiz havanın özellikle astım hastaları için daha kuvvetli akciğerlere sahip olmak anlamı taşıdığını söylüyor. Uzman, yapılan ilk araştırmaların Corona virüsünün hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde ve akciğerleri kötü durumda olan kişilerde daha şiddetli enfeksiyona neden olduğunu kaydediyor.

Breakthrough Enstitüsü’nden İklim Bilimci Zeke Hausfather, ısıyı hapseden ve iklim değişikliğine yol açan sera gazlarının atmosferde 100 yıldan fazladır varolduğunu ve salgın sebebiyle ekonomik faaliyetlerin durmasının, küresel ısınmayı etkileme olasılığının düşük olduğunu söylüyor.

Bu salgın döneminde gösterilen bireysel ve kurumsal sorumluluklarımıza, salgın sonrasında da bilinçli tüketim ve verimli üretim ile devam etmeliyiz. Böylece sadece hava kalitesinin salgın öncesi değerlere geri dönmesinin önüne geçmekle kalmaz, kötü hava kalitesinin sebep olduğu pek çok sağlık sorununun da önüne geçebiliriz.