Okullardaki iç mekan hava kalitesi, öğrencilerin sağlığını, performansını ve öğrenme deneyimini etkileyen kritik bir faktördür.

Okullar, öğrencilere sadece bilgi kazandırmakla kalmayıp aynı zamanda kişisel gelişimlerine de katkıda bulunarak, onların toplumlara aktif ve bilinçli bireyler olarak katılmalarını sağlar. Bu nedenle, bir okulun temel amacı sadece ders kitapları aracılığıyla değil, aynı zamanda öğrencilere en uygun öğrenme ortamını sunarak onların potansiyellerini maksimize etmektir. Okullar, öğrencilere ikinci bir ev gibi hizmet etmekte ve bu ev, onların haftanın beş günü, günde ortalama sekiz saatini geçirdikleri bir mekandır. İşte bu bağlamda, sınıfların iç mekân hava kalitesi, öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlığını, performansını, uyanıklığını, konsantre olma yeteneğini, rahatını ve hatta bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasını etkileyen temel bir unsurdur.
Günümüzde, evlerden ofislere, okullardan diğer kapalı mekanlara kadar, insanlar sürekli olarak düşük derişimlerde de olsa çeşitli iç ortam hava kirleticilerine maruz kalmaktadırlar. Bu kirleticiler, solunum, üreme, merkezi sinir ve kardiyovasküler sistemler ile cildi etkileyenler dahil olmak üzere çeşitli olumsuz sağlık etkilerine sahip kimyasallar olabilmektedir. Çocuklar, yetişkinlere göre birim vücut ağırlıkları başına daha fazla hava solumakta ve gelişimleri devam etmekte olduğu için kirleticilerin etkilerine karşı daha hassas ve açıktırlar.

Öğrencilerin başarı düzeyini etkileyen faktörler arasında, sınıf ortamının iç mekân koşulları oldukça kritik bir rol oynar. Sınıfın büyüklüğü, ısı ve nem dengesi, hava kalitesi, temizlik yöntemi/sıklığı, aydınlatma ve akustik gibi parametreler, öğrencilerin sağlık ve konforunu doğrudan etkileyerek öğrenme deneyimlerini biçimlendirir. Ancak zekâ gelişim sürecindeki çocuklar, genellikle kalabalık ve etkili havalandırmanın yetersiz olduğu sınıflara doldurulmaktadır.
Son otuz yılda yapılan araştırmalar, özellikle yüksek seviyelerdeki karbondioksitin (>800 ppm) çocukların fizyolojik sağlığı ve bilişsel performansı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Amerikan Isıtma, Soğutma ve İklimlendirme Mühendisleri Derneği (ASHRAE) 55’e göre, iç mekân hava kirliliğinin dış havadan 400 ppm kadar fazla olabileceği belirtilmektedir. Sağlığa uygun kabul edilebilir dış hava kirliliği değeri 600 ppm’e kadar olabilirken, iç mekandaki CO2 seviyelerinin en fazla 900-1000 ppm olması önerilmektedir.
Okul havalandırma sistemi, güvenli, konforlu ve sağlıklı bir iç ortam sağlamak için birincil araçtır. Havalandırma sistemlerinin seçimi, maliyet, enerji tasarrufu, çevresel etkiler ve sağlık faktörlerini içermelidir. Mekanik havalandırma, fanlar aracılığıyla hava değişimi sağlar, ancak maliyet, bakım, gürültü ve enerji tüketimi gibi dezavantajları vardır. Özellikle, dışarıdan temiz hava alımını sınırlayan uygulamalar, içerideki kirli havanın çevrim havası olarak kullanılmasını içerebilir, bu da viral enfeksiyon riskini artırabilir. Doğal havalandırma, açıklıklardan rüzgâr ve ısıl kuvvetlerle gerçekleşir ve enerji tasarrufu potansiyeli yüksektir. Özellikle, pasif bina tasarım ilkelerini kullanarak, doğal havalandırma mekanik havalandırmaya kıyasla %90’a varan oranlarda enerji tasarrufu sağlayabilir. Ancak okul çok kirli bir çevrede ise dış hava miktarının azaltılması için mekanik havalandırma tercih edilmelidir.
Okullarda sınıf içi hava kalitesi büyük oranda dış ortam havasından etkilenmekte ve okulların çoğunluğu kent merkezlerindedir. Ancak yapılan araştırmalarda, liselerde çoğunlukla dış ortam hava kirliliğinin sınıf içi PM konsantrasyonuna katkısı fazla iken daha küçük çocukların olduğu ve dolayısıyla hareketin daha fazla olduğu sınıf ortamlarında iç ortam kaynaklarının PM katkısının daha fazla olduğu görülmektedir. Anaokulunda 3-6 yaşındaki çocuklarda yürütülen bir çalışmada 4 yaşından büyük çocukların PM2.5’dan daha çok etkilendiği belirlenmiştir. Sınıf içi PM10’un temel kaynağı sınıf içi hareketliliğe bağlı toz olup, sınıf içi PM2.5 konsantrasyonunda dış hava kirliliği önemli bir etken olarak öne çıkmaktadır. Trafik kaynaklı hava kirliliği, özellikle araçların rölantide bekleyerek çocukları okula bıraktığı sabah saatlerinde sınıf içi hava kalitesini etkiler. Bu etki, okul giriş ve çıkışlarının yollardan uzakta olması veya araç rölantide beklemenin engellenmesi ile azaltılabilir.
Okullardaki UOB (Uçucu Organik Bileşenler) kirleticileri, çocuklar ve yetişkinler için potansiyel sağlık riskleri taşıyan önemli iç mekân hava kirleticileri arasında bulunmaktadır. İç ortam UOB derişimlerinin genellikle dış ortam seviyelerini zaman zaman oldukça ciddi oranlarda aştığı bilinmektedir. İnşaat malzemeleri, mobilyalar, ahşap ürünleri reçineleri, yapıştırıcılar, boyalar, temizlik kimyasalları ve halılar gibi yaygın olarak kullanılan malzemeler okullarda UOB emisyonlarının ana kaynaklarıdır. Bu malzemelerin kullanımıyla birlikte, özellikle yeni inşa edilmiş veya yenilenmiş okul binalarında iç mekân havasında artan UOB seviyeleri gözlemlenebilir. Solunduğunda, UOB’ler çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir, baş ağrısı, mide bulantısı, solunum sorunları, astım gibi semptomlarla kendini gösterebilir. Bu nedenle, iç mekan hava kalitesini düzenli olarak izlemek, düşük UOB emisyonlu malzemeleri tercih etmek ve etkili havalandırma sistemlerini kullanmak gibi önlemler, okullardaki UOB’lerin kontrol altına alınmasında kritik rol oynar.

TOBB Türkiye İklimlendirme Meclisi Limit Değerler Çalışma Grubu tarafından hazırlanan “Okullarda İç Hava Kirliliği, Sağlık Etkileri ve Sınır Değerler” adlı kitap, iç hava kirliliği konusunda ülkemiz özelinde önemli bir kaynak sunmaktadır. Çalışma, mevcut sınır ve kılavuz değerlerin taranması, seçilen iç hava kirleticilerinin okullardaki etkilerinin değerlendirilmesi ve ülkemizde uygulanmak üzere sınır değer önerilerinin geliştirilmesini amaçlamaktadır.
Okullardaki iç mekân hava kalitesini iyileştirmek ve olumsuz etkileri azaltmanın ekonomik bir yolu sınıflara iç hava kalite sensörleri yerleştirilerek kirletici limit değerini geçtiğinde uyarı alınması ve pencerelerin manuel olarak açılmasının sağlanmasıdır. İç hava kalite sensörleri, sınıf içindeki hava kalitesini sürekli olarak izleyebilir ve belirlenen hedef değerleri aşan durumlar ve anlık değişiklikler tespit edilebilir. Böylece hem hava kalitesi bir ölçüde sağlanabilir, hem de enerji tasarrufu sağlanabilir.
Kaynakça
Çakmanus, İ. (2021). Havalandırma ve İç Hava Kalitesi. Yeşil Bina Sürdürülebilir Yapı Teknojileri Dergisi.
ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA). (2022). İç Mekan Hava Kalitesi Okullar İçin Neden Önemlidir?
Karaca, U. B. (2021). İlkokul Dersliklerinde İç Hava Kalitesinin İyileştirilmesi Üzerine Bir Araştırma. Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisi, (33), 60-67.
Sadrizadeh, S., Yao, R., Yuan, F., Awbi, H., Bahnfleth, W., YangBi, . . . Ruud, M. (2022). Okullarda İç Mekan Hava Kalitesi ve Sağlık: Gelecekteki Okul Ortamı İçin Yol Haritasını Geliştirmek İçin Kritik Bir İnceleme. Yapı Mühendisliği Dergisi, 104908.
TOBB Türkiye İklimlendirme Meclisi. (2023). Okullarda İç Hava Kirliliği Sağlık Etkileri ve Sınır Değerler.