Coğrafi Çevre Koşullarının Hava Kirliliği Üzerine Etkileri

Sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek, yaşanabilir fiziksel bir çevre için hava kalitesinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ancak, günümüz kentleri, sadece beşeri faktörlerle değil, aynı zamanda coğrafi çevre koşullarla birlikte yoğun hava kirliliği ve buna bağlı sağlık risklerine maruz kalmaktadır.

Kentlerde nüfus artışıyla birlikte aşırı ve plansız kentleşme, endüstriyel tesisler ve enerji tesislerindeki artış, fosil yakıt kullanımı ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan kirletici emisyonları, hava kirliliğini kentlerde insan ve çevre sağlığı açısından tehlikeli boyutlara taşımaktadır. İnsan kaynaklı kirliliğin yanı sıra yaşadığımız kentlerin fiziki ortamını oluşturan coğrafi çevre koşulları da düşük hava kalitesinin ortaya çıkmasında önemli bir etkendir. Hava kirliliğinin üzerinde etkisi bulunan coğrafi çevre koşullarına yer şekilleri (dağ, ova, vadi vb.), arazi yapısı, yükseklik, meteorolojik parametreler (sıcaklık, rüzgar, basınç vb.) örnek olarak gösterilebilir.

Kentsel yerleşmelerin yer seçimlerinde, topoğrafik ve meteorolojik faktörlerin dikkate alınmaması kirlilik seviyelerini artırmaktadır. Yerleşmelerin topoğrafik ve iklimsel özellikleri ile birlikte insanların sebep olduğu beşeri etmenler kirlilik düzeyleri üzerinde etkilidir. Beşeri faktörler emisyon oranlarını belirlerken, iklim ve topoğrafya kirliliğin atmosferde dağılımını etkilemektedir.

Meteorolojik Koşulların Etkisi

Hava kirletici maddelerin dağılımı ve başka alanlara taşınması ile ilgili olarak topoğrafik özelliklerin yanı sıra meteorolojik faktörler de oldukça etkilidir. Meteorolojik faktörler, hava kirliliği üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu faktörler, atmosferdeki hava hareketleri, sıcaklık, sıcaklık terselmesi olayı, nem, rüzgar hızı ve yönü gibi çeşitli özellikleri içerir.

Sıcaklık terselmesi, hava kirliliğini yükselmesinde olumsuz rol oynayan başat bir faktördür.

Hava kirliliğine sebep olan hava olaylarının başında sıcaklık terselmesi (Atmosferik inversiyon) olayı gelmektedir. Atmosferik inversiyon olayında, özellikle sonbahar ve kış aylarında geceleyin yerkürenin hızla soğuması sonucu, yüzeydeki hava tabakası da soğur. Ancak, bu soğuyan hava tabakası, üstteki sıcak hava tabakasını aşamaz ve bu nedenle yerküre ile sıcak hava tabakası arasında sıkışarak kalır. Bu sıkışan hava tabakasında biriken kirletici maddeler, yerkürenin hemen üzerinde kirli bir hava tabakasının oluşmasına sebep olmaktadır.

Terselme durumunda soğuk ve ağır hava altta, sıcak ve hafif hava ise üstte olduğundan düşey yönlü hava akımlarını doğuracak bir güç kaynağı yoktur. Bu tip havalarda yeryüzüne yakın kısımlarda hava içerisindeki kirleticiler, olduğu yerde kalmakta ve dağılamamaktadır. Atmosferik inversiyonun yol açtığı kirli hava tabakası, yalnızca güçlü hava akımları veya rüzgarlar tarafından dağılabilir. Londra’da 1952’de yaşanan benzer bir durumda, atmosferik inversiyon sonucu oluşan bu tür hava kirlenmesine Londra Smog’u (Great Smog) adı verildi. Rüzgarın olmaması ve atmosferdeki kararlı durum, bu kirli hava kütlesinin dağılmayarak şehrin üzerinde 5 gün boyunca sıkışmasına neden oldu.

Hava sıcaklığına bağlı olarak bazı kirletici seviyelerinde artış olduğu görülmektedir.

Soğuk havalarda ısınmadan kaynaklı eylemlere bağlı olarak partikül madde ve karbon monoksit (CO) kirleticileri seviyelerinde artış gözlemlenmektedir. Soğuk havalarda genellikle, sıcaklık terselmesi denilen olaya bağlı olarak kirlilik artışı gerçekleşir. Sıcak havalarda ise özellikle sıcak hava dalgalarının etkili olduğu yaz aylarında ozon (O3) ve partikül madde miktarları sıklıkla tehlikeli seviyelere ulaşmaktadır. Aşırı sıcaklık temelli kuraklığın oluşması orman yangınlarına sebep olabilir. Aynı zamanda yangınlardan kaynaklı açığa çıkan kirleticiler, atmosfere karışarak kirliliğe neden olmaktadır.

Rüzgar ve basınç kirliliğin dağılmasına ve yoğunlaşmasına neden olabilmektedir.

Rüzgarın taşıyıcı olma rolüne etki eden havanın alçak ya da yüksek basınçlı olma durumu, hava kirliliğinin dağılmasında ve bulunduğu bölgede yoğunlaşmasında etkili bir hava koşulu sağlamaktadır.

Hava basıncının 1013 milibardan (mb) düşük olması ile alçak hava basıncı; yüksek olduğu durumda ise yüksek hava basıncı oluşmaktadır. Alçak hava basıncı, beraberinde yağış ve rüzgar olaylarını getirmektedir. Alçak hava basıncında çevreden merkeze doğru bir hava hareketinin oluştuğu ve havanın genellikle yükselici bir hareket gösterdiği söylenebilir. Bu sayede, hava kirleticilerinin dağıldığını ve bölgeden uzaklaşabildiğini söylemek mümkündür. Yüksek hava basıncının etkisi olarak ise havanın durgun ve açık olduğu, yağışların görülmediği ve alçak hava hareketi olduğu durumlar gerçekleşmektedir. Yüksek basınç kaynaklı hava hareketinin olmaması hava kirleticilerinin belli bir alanda yoğunlaşmasına ve kirliliğin artmasına sebebiyet vermektedir.

Nem, kirleticilerin dağılımı ve hareketi, kimyasallar arasındaki reaksiyonlar, görüş mesafesinin etkilenmesi, yağış vb. yollarla hava kirliliğini etkileyebilir.

Havada bulunan su buharı anlamına gelmekte olan nem, hava kirliliğini hem olumlu hem de olumsuz anlamda etkileyebilmektedir. Nem oranı yüksek ise kirleticiler havadaki su damlacıklarına ve diğer parçacıklara yapışarak atmosferden uzaklaştırılabilmektedir. Bu durum kirletici konsantrasyonlarının azalmasını ve hava kalitesinin yüksek olmasını sağlar. Ancak aynı zamanda çevreye zarar verebilecek yüzeylerde kirlilik birikmesine de sebebiyet verebilmektedir.

Su molekülleri havadaki kirletici ve kimyasallarla reaksiyona girerek yeni bileşikleri oluşturabilir ve ozon ve partikül madde gibi havayı kirleten kimyasal reaksiyonları hızlandırabilmektedir. Aynı zamanda nem havayı kirleten maddelerin uzun mesafelerdeki hareketini etkileyebilmektedir. Havada bulunan su molekülleri kirletici maddelere bağlanarak ağırlaşmalarına ve çökelmelerine neden olabilmektedirler.

Nemin yükselmesi, havada sis ve pus oluşmasına neden olmakta ve böylelikle hava kirliliğinin artmasına katkıda bulunabilmektedir. Yüksek düzeyde partikül madde içeren kentsel alanlar bu soruna karşı özellikle savunmasız durumda olabilirler. Yüksek nem yağışların oluşmasını ve yağışlar da hava kirleticilerinin ortadan kaldırılmasını sağlayabilmektedir.

Yüzey Şekillerinin Etkisi

Topoğrafya arazi yüzeyinin yapısını ilgilendirmekte ve peyzajın temelini oluşturmaktadır. Topoğrafik açıdan yerleşimlerin ova, çukur, çanak, vadi ve oluk gibi alanlar üzerinde ve yüksek plato, dağ ve tepe gibi çevre yükseltilerin artarak kuşatıldığı bölgelerde yapılan yer seçimleri, hava kirliliğinin çok arttığı yerleşim alanlarıdır. Yeryüzü şekillerinin özelliği kirli havanın yerleşim birimi üzerinde kalışını etkilemektedir. Yani doğrudan bir etki olmasa da mevcut kirliliğin kalıcılık süresini etkilemesi açısından önemlidir.

Arazi Yapısı ve Hakim Rüzgar Hava Kirliliğini Nasıl Etkilemektedir?

Topoğrafik yapının çukur özelliği gösterdiği ya da hakim rüzgar yönüne dik konumlanan oluk biçimindeki yerleşim alanlarında daha yoğun bir kirlilik etkisi görülmektedir. Kaynaklardan çıkan ve atmosfere karışan kirletici maddeler, kirli havanın atmosferin en alt katmanı olan, soluduğumuz havanın da bulunduğu katmanda kalmaktadır. Çanak veya vadi içerisine konumlanan yerleşmeler bir taraftan rüzgâr hızını düşürerek kirleticilerin yatay doğrultudaki hareketini; öte yandan da sıcaklık terselmesini kolaylaştırarak kirleticilerin dikey yönlü hareketini zayıflatmaktadır.

Rüzgarın geliş açısının ve arazi şeklinin, hava kirliliğinin o alanda dağılması veya bu etkenlerin sonucu olarak daha da yoğunlaşması gibi etkileri bulunmaktadır. Yatay yönlü olarak gerçekleşen hava akımlarına kapalı olan çukur ve oluk biçimindeki arazi şekillerinde kirli havanın dağılma olanağı bulunmamaktadır. Bu alanlarda esen rüzgarların, sadece yerleşimi çevreleyen yükseltinin en üst kısmındaki kirli havayı dağıtabildiğini, fakat asıl kirli havanın bulunduğu yerleşimin direkt üstündeki oluk veya çanağın üzerinde biriken kirliliğin yüksek olduğu havaya bir etkisinin bulunmadığını söylemek mümkündür. Türkiye’de pek çok Anadolu kentinde topoğrafik açıdan bu tip alanlar üzerine kurulmuş yerleşimlerde rüzgarın da etkisiyle birlikte hava kirliliği yüksek seyretmektedir.

Etrafı yüksek bir çerçeve ile sınırlandırılmış olan havza tabanları veya rüzgâr yönüne dik olan vadi tabanları ya da yamaçları, buralarda kurulmuş olan yerleşmelerin hava kirliliğinde olumsuz rol oynar. Aynı zamanda bu alanlar, yükseklerdeki soğuk havanın yoğunluk farkından dolayı buralara yönlenmesi nedeniyle ortaya çıkan sıcaklık terselmesine uygun bir ortamdır. Sıcaklık terselmesi ise, sıcaklığın yükseklikle azalacağı beklenirken artış göstermesi durumuna denir. Sıcaklık terselmesi, hava kirliliğini yükselmesinde olumsuz rol oynayan meteorolojik bir faktördür.

Olumsuz topoğrafik etkenlerin yanında, olumlu özelliklere sahip olan yerleşimler üzerindeki kirli hava, çoğu zaman hafif de olsa bir rüzgar vasıtasıyla doğal yollardan dağılmasına imkân hazırlayabilmektedir. Bu alanlar, çevresi yükseltilerle kuşatılmamış veya kış mevsiminde hakim rüzgar yönünde etrafı açık bir oluk özelliğini taşımaktadır. Bu tür topoğrafik bir yörede kurulan yerleşimler, hava kalitesinin yüksek olduğu alanlardır. Fakat Türkiye’deki kentlerin birçoğunda topoğrafik koşullar, hava kalitesinin sağlanması noktasında olumsuz rol oynamaktadır.

Uygun Yer Seçimi Kararlarının Önemi

Günümüzde pek çok kentte doğal etmenlerden kaynaklı hava kirliliği problemi yaşanmaktadır. Kentsel ve endüstriyel faaliyetlerden ortaya çıkan hava kirliliği uygun yer seçimi ile önlenebilmektedir. Topoğrafik açıdan vadi tabanında bulunan yerleşmeler, oluk ve çukur biçiminde ve etrafını saran, yükselerek ilerleyen arazi yapısına konumlanmış ve gelişme göstermiş yerleşmelerde, kentsel hava kirletici faaliyetler sonucunda kirliliğin yerleşme üzerinde yoğunlaştığı ve sağlık açısından tehlikeli bir havanın ortaya çıktığını söylemek mümkündür. Buna ek olarak bölgedeki hakim rüzgar yönü dikkate alınmadan yer seçen sanayi alanlarının varlığı mevcut kirliliği daha da artırmaktadır.

Hava kirliliğine maruziyetin azaltılabilmesi noktasında bölgeye özgü topoğrafik özelliklerle birlikte iklimsel özellikleri yer seçimi kararlarında belirleyici olmalıdır. Sıcaklık, nem, basınç ve rüzgar gibi etmenler ile birlikte arazinin doğal yapısının getirdiği eşikler dikkate alınmalı, kentsel ve endüstriyel alanlara yönelik planlamalar buna göre yapılmalıdır. Aksi takdirde kentlerimiz hem yoğun kirletici faaliyetlerin etkisi altında hem de doğal yapının önümüze koyduğu topoğrafik ve iklimsel özelliklerden kaynaklı doğa olayları ile yüksek hava kirliliğini ve beraberinde sağlıksız yaşam mekanlarını oluşturacaktır.

KAYNAKÇA

  • İskan, Semra. “İnegöl (Bursa) havzasında hava kalitesinin fiziki ortam ile ilişkisi”. Türk Coğrafya Dergisi 77 (Nisan): (2021): 7-18. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tcd/issue/62565/871839
  • Sayhan, Hayriye. “Kırşehir’de kış aylarında görülen inversiyon olayının hava kirliliği üzerine etkileri“. Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi 4/1 (2003): 29-54. https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/2956/kirsehirde-kis-aylarinda-gorulen-inversiyon-olayinin-hava-kirliligi-uzerine-etkileri
  • UCAR, How Weather Affects Air Quality
  • ALKAN, A. (2018). Hava kirliliğinin ciddi boyutlara ulaştığı kentlere bir örnek: Siirt. Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi7(2), 641-666.
  • Çiftçi, Çiğdem. vd. “Topoğrafik yapı, iklim şartları ve kentleşmenin Konya’da hava kirliliğine etkisi”. Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisi 1/1 (Aralık 2013): 19-24.
  • Şahin, C. (1989). Hava kirliliği ve hava kirliliğini etkileyen doğal çevre faktörleri. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Coğrafya Araştırmaları Dergisi1(1), 194-208.

Son Yazılar

Toz Taşınımı Nedir?
Toz Taşınımı Nedir?

Toz taşınımı, atmosferdeki toz partiküllerinin hareket etmesi veya taşınması sürecidir. Bu partiküller genellikle rüzgar, termal hareketler, fırtınalar veya insan etkisiyle atmosferde taşınabilirler. Toz taşınımı, genellikle çöll...

Daha fazla oku
Sera Gazları ve Hava Kirleticileri
Sera Gazları ve Hava Kirleticileri

İklim değişikliği, günümüzde insanlığın karşılaştığı en büyük küresel sorunlardan biridir ve kökeni sanayi devriminden bu yana fosil yakıtların aşırı kullanımı, endüstrileşme, arazi kullanımındaki değişiklikler, orman...

Daha fazla oku
Avrupa Birliği ve ABD Hava kalitesi Standartlarını Güncelledi
Avrupa Birliği ve ABD Hava kalitesi Standartlarını Güncelledi

Hava kirliliği, günümüzde dünya çapında çevresel sağlık sorunlarının en önde gelen nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu kritik durumu ele alarak, hem Avrupa Birliği (AB) hem de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gibi k...

Daha fazla oku
Coğrafi Çevre Koşullarının Hava Kirliliği Üzerine Etkileri
Coğrafi Çevre Koşullarının Hava Kirliliği Üzerine Etkileri

Sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek, yaşanabilir fiziksel bir çevre için hava kalitesinin sağlanması büyük önem taşımaktadır. Ancak, günümüz kentleri, sadece beşeri faktörlerle değil, aynı zamanda coğrafi çevre koşullarla birl...

Daha fazla oku
Hava Kalitesinin Kolay Anlaşılması: Hava Kalitesi İndeksi
Hava Kalitesinin Kolay Anlaşılması: Hava Kalitesi İndeksi

Günümüzde hava kirliliği insan hayatına etki eden en tehlikeli sağlık sorunlarından biri kabul edilmektedir. Hava kalitesinin sağlanması pek çok açıdan hükümetler için önemli bir mesele haline gelmiştir. Bununla ilişkili olarak da ...

Daha fazla oku
Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) ve Hava Kirliliği: Şirketlerin Gelecekteki Sorumlulukları ve Raporlama Standartları
Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) ve Hava Kirliliği: Şirketlerin Gelecekteki Sorumlulukları ve Raporlama Standartları

31 Temmuz 2023 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından onaylanan düzenleme, Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi’ne (CSRD) tabi olan şirketleri, 2024 finansal döneminden itibaren raporlarını Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlam...

Daha fazla oku
COP28: Sağlığı Öne Çıkarmaya Çalışan Yeni Bir İklim Vizyonu
COP28: Sağlığı Öne Çıkarmaya Çalışan Yeni Bir İklim Vizyonu

COP28 BAE İklim ve Sağlık Bildirgesi, sağlığı iklim müzakerelerinin odak noktasına yerleştirerek özellikle hava kirliliği, aşırı hava olayları ve bulaşıcı hastalıklara karşı küresel bir çözüm arayışını vurgulamaktadır. ...

Daha fazla oku
PM2.5 Ölçümünde Yenilikçi Çözüm: Sensörler
PM2.5 Ölçümünde Yenilikçi Çözüm: Sensörler

Günümüzde, hava kirliliği ve özellikle partikül madde (PM) seviyeleri konusunda artan endişeler, sensörlerin hava kalitesi izlemede önemli bir rol oynamasına neden olmaktadır. Bu sensörler, geleneksel ölçüm cihazlarına göre daha uygu...

Daha fazla oku
PM2.5 Kirliliği ve Etkileri
PM2.5 Kirliliği ve Etkileri

Küresel bir tehdit olan PM2.5, gözle görülemeyen küçüklükte olmalarına rağmen, vücudumuza nüfuz edip ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Partikül madde, toz, kurum, kir, duman ve sıvı damlacıkları dahil olmak üzere havada ...

Daha fazla oku
Okullardaki İç Mekan Hava Kalitesi: Kirleticilerin Rolü ve Sağlık Etkileri
Okullardaki İç Mekan Hava Kalitesi: Kirleticilerin Rolü ve Sağlık Etkileri

Okullardaki iç mekan hava kalitesi, öğrencilerin sağlığını, performansını ve öğrenme deneyimini etkileyen kritik bir faktördür. Okullar, öğrencilere sadece bilgi kazandırmakla kalmayıp aynı zamanda kişisel gelişimlerine de katkı...

Daha fazla oku